ForumGez.Com

 

irc


Geri Git   ForumGez.Com > Genel Sağlık Forumları > Sağlıklı Hayat Forumları > Psikoloji


Psikolojide Kavramlar


Kullanıcı Etiket Listesi

 
 
Seçenekler Stil
Alt 19.Mayıs.2020, 19:09   #51
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Etnosantrizm


Etnosantrizm, bir kişinin diğerlerini, kendi etnik grubunu veya kültürünü merkeze alarak değerlendirme tutumu şeklinde tanımlanabilir. Pek çok önyargı ve stereotipin kaynağını oluşturan bu değerlendirme, genellikle, diğerlerinin olumsuz bir tarzda nitelendirilmesiyle sonuçlanmaktadır.

Etnosantrik kişi, başka gruptan olanları, kendi grubunun kültürel kabullerinden ve değerlerinden hareketle, dolayısıyla tarafgir bir şekilde yargılar. Bunun altında kendi doğrularının herkes için geçerli olduğu fikri vardır ve bununla tutarlı olarak, bu doğrulara sahip olmayanların ya da uymayanların geri veya aşağı olduğu oldukları sonucuna varır. Nitekim Adorno'nun otoriter kişiliği belirlemek için geliştirdiği F-ölçeğinin ana boyutlarından biri, etnosantrizm boyutudur.

Etnosantrik tutum, kişilerin günlük yaşam etkinliklerinde ve davranışlarında görülebildiği gibi, diğer toplumları inceleyen bilim adamlarının ya da araştırmacıların (sosyal antropologlar, karşılaştırmalı kültür araştırmacıları, vb.) yaklaşımlarında da söz konusu olabilir.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:09   #52
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Eşyanın Etki Alanı


Eşyanın etki alanı kavramı, algı alanımızda yer alan eşyaların yakın çevreleri üzerindeki 'psikolojik hale etkisi'ni ifade etmektedir. Reklam ve pazarlama alanında eşyalara ilişkin psikolojik incelemeler (Moles, Bilgin, vb.), her eşyanın potansiyel olarak, psikolojik etkide bulunduğu, anlamlandırdığı ve temel öğesi olduğu bir alana sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Modern pazarlama yöntemleriyle birlikte önem kazanan bu olgu, aslında insanlık tarihinin çok uzun dönemlerinden itibaren sezgisel olarak bilinmektedir; zira zenginliklerin gösterilmesi ve sergilenmesinde, zenginliği oluşturan öğelerin hale etkisinin genişlemesine dikkat edildiğini gösteren pek çok örnek bulunmaktadır: Ev dekorasyonları, çeyizler, tören ritüelleri, vb.

Eşyanın etki alanı, günümüzde en somut ifadesini, müzelerde, sergilerde, vitrinlerde, büyük mağazaların reyonlarında ve evlerdeki salon düzenlemelerinde bulmaktadır. Bu tür mekânlarda, sanat eserleri, mobilya veya eşyalar, üstüste yığılmayıp aralarında olabildiğince boşluklar bırakılmaktadır (yer darlığı durumunda ise mimari öğeler vasıtasıyla eşya grupları birbirinden ayrılıp kontrast yaratılmakta ve az çok benzeri bir sonuca ulaşılmaktadır.)

Eşyanın psikolojik etki alanı kavramı, küçük gruplarda her bireyin potansiyel bir etki payına sahip olduğunu ifade eden sosyal etki alanı kavramıyla benzerlik taşımaktadır.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:09   #53
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Faydacılık


Temsilcileri arasında J. Bentham, J. S. Mili, A. Smith, T. H. Green, H. Spencer ve D. Hume gibi düşünürlerin bulunduğu faydacılık (utilitarianism), kapitalizmin siyasal düşüncesi ve felsefi doktrini olarak nitelenebilir. Homo Economicus denen bir insan modeline dayanan bu görüşte, insanın 'yarar/kazanç' arayışında olduğu ve insan davranışlarını bu güdünün yönlendirdiği varsayılmaktadır.

Faydacılık, Bentham'ın terimleriyle toplum yaşamının her alanında "en büyük sayının en büyük mutluluğu' ilkesine dayanmaktadır. Ona göre her mutlulukta iki koşul vardı: Hazzın varlığı ve acının yokluğu. En doğru davranış, en büyük erdem, hazzı en fazla çoğaltan ve acıyı en çok azaltan davranış ya da erdemdir. Bu ise mutluluğu en çok paylaştırandır. İnsan kendi mutluluğunu arar ve aramalıdır.

Eğer insan başkalarının mutluluğunu kendisininkinden daha fazla sevseydi, çok olumsuz sonuçlar doğardı. Başkalarına mutluluk sağlamak için kendi mutluluğundan vazgeçmek normal bir davranış değildir. Haz/zevk iyidir, elem/acı ise kötüdür.

Yasa yapıcılar 'olabildiğince çok sayıda ve olabildiğince çok mutluluk' sağlamalıdır. Bunun için ise faydacı hesabı kullanmalıdır. Bentham, zevk ve acıların değerini, onların sürekliliğine, şiddetine, yakınlığına, kesinliğine, yaygınlığına ve sonuçlarına bağlayarak detaylı psikolojik analizler de yapmaktadır.

Burada hedonizme dayalı bir ahlak anlayışı vardır ve bu ahlak, erdemi, yarar sağlayan hareketlere bağlamakta ve bireylerin mutluluğunu temel almaktadır. XVIII. ve XIX. yüzyıl liberal düşünürleri, Homo Economicus postülasına ve ekonomik liberalizme dayalı bir toplum ve insan teorisi geliştirmek istemişlerdir. Ancak bu anlayışı bireysel davranış planına taşıyamamışlar ve bireysel ve sosyal düzeyleri birbiriyle eklemlendirmeyi başaramamışlardır.

Homo Economicus'un psikoloji alanındaki uzantısı, XIX. yüzyıl sonunda pekiştirme teorilerinde ortaya çıkmıştır. Deutsch ve Krauss'a (1974) göre pekiştirme teorileri, behevyorist metodoloji, çağrışımcılık ve hedonist motivasyon ilkeleri şeklinde üç temel dayanak üstünde gelişmiştir.

İnsanın hakim güçlerinin zevk ve acı olduğunu öne süren hedonizmden hareketle pekiştirme teorisyenleri de, Uyaran - Tepki zincirinin oluşumunda birer pekiştirme ve doyum faktörü olan ödül veya zevkin belirleyici bir rol oynadığını kabul etmektedirler. Bu görüş kronolojik sırayla ilk ifadesini Thorndike'da (1898) bulmakta ve etki yasası denilen psikolojik bir yasaya dönüşmektedir: "Zevk iz bırakır, acı ise siler".

Bir adım daha ileri gidildiğinde, aynı görüş, davranışı ödüle ulaşmanın aracı gibi kavramsallaştıran edimsel şartlanma paradigmasında bulunmaktadır. Faydacı ya da hedonist perspektif, değişik terimlerle ifade edilse de, XX. yüzyıl boyunca psikolojide ve sosyal psikolojide varlığını sürdürmektedir (Plon, 1972). Hull, Miller ve Dollard, Skinner, Homans, Thibaut ve Kelley ve oyun teoris-yenleri, bu çerçevede anılabilir.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:09   #54
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Faşizmin Kitle Psikolojisi




Wilhelm Reich (1933) tarafından ortaya atılmış olan 'Faşizmin Kitle Psikolojisi' kavramı, faşizme ilişkin bir anlayışın ifadesidir ve Reich'in klasikleşmiş eserinin de adıdır. Reich'a göre, faşizm, bir politikanın veya ekonomik bir durumun veya bir kişi ya da ulusun ürünü değildir. Faşizm, bilinçaltı bir yapının ortaya çıkışıdır ve kitlelerin cinsel doyumsuzluğuyla açıklanabilir.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:10   #55
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Fenotip



Fenotip (phenotype) kavramı, bir bireyin görünür özelliklerini ifade etmektedir. Daha geniş bir ifadeyle fenotip, bir organizmanın, hem kalıtımsal, hem de çevresel ve tarihsel etkilerden kaynaklanan gözlenebilir nitelikteki özelliklerini kapsamaktadır.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:10   #56
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Frankfurt Ekolü

Frankfurt'ta 1923'te kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü (Institut für Sozialforschung) bünyesinde toplanan ve sosyal bilimlerin çeşitli dallarında çalışan bir grup araştırmacının oluşturduğu Frankfurt Ekolü, sosyal bilimlerin tarihinde önemli bir kilometre taşı olarak nitelendirilebilir.

Ekolün mensupları arasında Theodor W. Adorno, Max Horkheimer, Walter Benjamin, Herbert Marcuse, Leo Löwenthal, Henryk Grossmann, Kari Wittfogel, Friedrich Pollock, Eric Fromm ve Jürgen Habermas gibi isimler yer almaktadır.

Frankfurt Ekolü mensupları, Ortodoks Marksizm ve onun ekonomik determinizmine karşı çıkarak, ideolojik ve psiko-sosyal faktörlerin önemine dikkat çekmişlerdir. Onlara göre kapitalizm kendi çelişkilerinin bir kısmını çözmüştür.

Tekelci burjuvazinin ihanet ettiği hümanist değerleri gerçekleştirmekle görevli işçi sınıfı mevcut düzenle bütünleşmiştir (örneğin güçlü bir işçi sınıfının bulunduğu Almanya'da nazizmin yükselişi); diğer yandan liberal birey ve onun bireysel etiği, çeşitli faktörlerin (iki savaş arasında tekelci ekonominin etkinliği, anti-bireyselci faşizmin yükselişi ve sonunda kapitalist düzenin kontrolüne girmesi ve benzeri olgular) etkisiyle krize girmiştir. Bu gelişmeler, ancak psiko-sosyal faktörleri hesaba katan bir analiz çerçevesinde anlaşılabilir.

Marshall'a (1999) göre Frankfurt Ekolünün geliştirdiği 'eleştirel teori'de (Kritische Theorie), araçsal akıl denilen ve özel olarak modern sanayi toplumunun gelişmesi sürecinde gözlemledikleri totaliter tahakküm biçimleri, incelenmesi gereken asıl alanlar olarak vurgulanmıştır. Dünyaya sömürü temelinde bakan, olgu ve değerleri birbirinden ayırıp değerleri ikinci plana iten araçsal akıl, sanayi toplumlarının tipik özelliğidir.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:10   #57
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Frustrasyon


Erotik problem ve davranışların aydınlatılmasına ilişkin bir psikanaliz kavramıdır. Latince'de Frustra boşuna, nafile; Frustration engelleme, feragat etmek, reddetmek; Frustieren bir ümidi yok etmek anlamına gelmektedirler. Sigmund Freud'un ortaya attığı psikanaliz kuramında bu kavramla kastedilen şey eğilimlerin, içgüdülerin, dürtülerin, ihtiyaçların, umut ve amaçların istenmeksizin itilmesi, engellenmesi zorunluluğu, yani Freud'un «haz ilkesi» adını verdiği şeyin «gerçeklik» ilkesi ile çatışarak, gerçeklik ilkesinin baskın çıkması halidir.

Cinsel isteklerinden, cinsel yakınlık duyduğu kişilerden, kişiliğine gösterilmesi gereken saygı ve anlayıştan, yaşamı süresince gerçekleştirmeye çabaladığı isteklerinden sürekli olarak vazgeçmek zorunda kalan kişi, gerek gövdesel gerekse ruhsal yönden yıpranacaktır.

Önemli olan bu «vazgeçme» durumunun, başkaca deyişle, fedakârlık yapma zorunluluğunun sık sık yenilenip yenilenmemesidir. Yoksa her frustrasyon hastalığa yol açacak olsa, dünya bir sanatoryum olurdu, insanlar toplu yaşayabilmek, yani toplum kurallarına uyabilmek için isteklerinin büyük bir bölümünü dizginlemek (yani, bilinçaltında egemen olan haz ilkesini değil de, toplum içinde egemen olan gerçeklik ilkesini izlemek) zorundadırlar. Doğa insana bu gerekliliğin bilincine varabilmek ve isteyerek fedakârlığa katlanabilmek için aklı vermiştir. Ama bundan daha da önemli olan kişinin gelişimi sırasında fedakârlığa fazla sarsıntı geçirmeden katlanabilmeyi öğrenmesidir. Bu yetenek daha çocukluk yıllarından edinilmektedir. Çocuk ilk frustrasyonu memeden kesilince yasar.

Genel olarak çocuk bu kesilmeye katlanırken de, aynı zamanda ana sevgisinden de yoksun kalırsa, frustrasyon'un zararlı etkisi belirir, ilerde, yetişkinlerin isteklerini dizginleyememeleri, aşırı saldırgan ya da tersine aşırı çekingen olmaları hep bu çocuklukta meydana gelmiş zararlı etkilerin sonucudur, ilerde yaşam koşullarına karşı gerekli tepkiyi gösterebilecek bir kişiliğin gelişmesi için sevgi, iyilik ve anlayışla bezenmiş bir çocukluğun yaşanmış olması gereklidir. Freud modern toplumun fedakârlık temeli üzerine kurulmuş olduğunu görmüş ve hattâ frustrasyon'un bir yerde yaratıcı gücün doğmasına neden olduğunu ileri sürmüştür. Cinsel isteğini dilediğince doyuramayan insan, birikmiş gücünü (libidosunu) başka yanlara yönelterek güzelin yaratılmasına, bilinmeyenin arattırılıp bulunmasına harcayabilir.

Günümüzde Frustrasyon kavramı yanlış bilindiğinden «anlaşılamayan» kadın için kullanılmaktadır. Cinsel birleşmede kadının orgazma ulaşamaması Frustrasyon'u açıklayan en iyi örnektir. Erkek çoktan doyuma ulaşmışken, kadın cinsel zevkin ancak yarısını tatmıştır. Bu halin gövdesel ve ruhsal yapıyı yıpratacağı kuşkusuzdur.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:10   #58
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Gecikmeli Etki


Gecikmeli etki, psikolojik olguların zaman içinde özel bir seyir türünü ifade etmektedir. Örneğin çeşitli psiko-fizyolojik değişkenlerin etkisiyle dikkat düzeyi veya motivasyon düzeyi gibi değişkenler, genellikle zaman içinde gittikçe azalan bir seyir izlerken bazı olgular bunun tersine bir seyir izlemekte, yani önceleri etkisiz görünen bir değişkenin etkisi, belirli bir uyuma süresi ardından daha sonra ortaya çıkmaktadır.

Bunun en bilinen örneklerinden birisi ikna edici mesajların (genelde etkisi zamanla azalmakla birlikte), bazen, bir süre sonra tutum değişimine yol açtığının gözlenmesidir (Pratkanis, Greenwald ve ark. 1988).

Gecikmeli etki olgusu, alınan mesajın aksi yönde bir karşı etkinin (örneğin vericinin manipülasyon niyeti taşıdığının söylenmesi) verilmesi, ancak bu karşı mesaj zamanla unutulurken, ilk mesaj öğelerinin hatırlanmasına bağlanarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bir başka deyişle birbirine karşıt iki mesajın unutulma hızlarındaki farklılık, gecikmeli etkiye yol açmaktadır.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:11   #59
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Genotip


Genotip (genotype) kavramı, bireyin her türlü çevre etkisinden bağımsız olarak sahip olduğu kalıtımsal özellikler bütününü ifade etmektedir. Bu özellikler bütünü, bireyin DNA'sında mevcut genlerin özel bir bileşkesidir.






  Alıntı
Alt 19.Mayıs.2020, 19:11   #60
DurumuÇevrimdışı
Amookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 2
Üyelik tarihi: 18.Mayıs.2020
Şehir: 34 İstanbul
Mesaj Sayısı: 902
Konu Sayısı: 576
Beğendikleri: 53
Alınan Beğeni: 92
FG Ticaret Sayısı: (0)
FG Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Halim: none

Standart

Geştalt


Wertheimer, Koffka ve Köhler gibi psikologların yaklaşımlarının merkezî kavramı olan geştalt, görsel algıda çevresel uyaranların örgütlenmiş biçimi olarak tanımlanabilir. Algılamak, gerçeklikte biçimler, yani geştaltlar ayırdetmektir, bir başka deyişle gerçekliğin üstüne bilinen geştaltlar/biçimler yansıtmaktır.

Örneğin hilal biçimindeki bir şey, tek başına tam bir obje gibi değil, daha ziyade bir parçası eksik, yarım bir daire veya çember (tam veya doğru biçim) olarak algılanır. Aynı şekilde kareler, üçgenler, dikdörtgenler, diğer düzensiz poligonlara göre daha 'tam veya doğru biçimler' olarak algılanır.






  Alıntı
 

« - | - »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı